Amk Bir Küfür Mü? – Kayseri’den Bir Genç Yetişkinin İçsel Çözümü
Kayseri’nin Soğuk Akşamları
Bazen Kayseri’de akşamları hava öyle bir soğur ki, sanki her şey üzerine bir örtü gibi çökmüş gibi hissedersiniz. O soğuk, burkulan ciğerlerdeki o daralma, insanı daha derin düşüncelere iter. Bir hafta sonu akşamı, evde yalnızım. Karşımdaki pencereye bakıyorum, dışarıda kar var ama içimdeki boşluk bembeyaz. Telefonu elimden bırakmak istemiyorum, bir mesaj bekliyorum. Ama beklemek ne kadar anlamsız geliyor. İçimden bir ses, “Hayatımda neyi bekliyorum ki?” diyor.
Telefonumun ekranında, sosyal medyada dolaşan bir video dikkatimi çekiyor. Kısa, hızlı bir şekilde bir tartışma yaşanıyor. Konuşmalar bir anda hızlanıyor ve birinin ağzından “amk” kelimesi çıkıyor. O an… o kelime her zaman olduğu gibi benim içimi biraz daha acıtıyor. O kelime, Kayseri’de büyüdüğümden beri, etrafımda sıkça duyduğum, alıştığım, ama bir türlü alışamadığım bir kelime. Yine o, “Amk”…
Amk: Bir Kelime, Bir Küfür
Neden bu kadar dikkatimi çekiyor, bilmiyorum. Küfür mü, değil mi? Sosyal medyada hızla yayılan, herkesin dilinde olan bir kelime. Kayseri’de büyürken, bu kelimeyi en hafifinden bir kez duymayan yoktur. Ama her defasında, kulaklarıma çarpan bu kelime, sanki içimde bir yerlere saplanıyormuş gibi hissediyorum. Beni içten içe sarmalayan bir şey var; bir tür yabancılaşma, bir tuhaflık. Sanki o kelimeyle konuştuğumda kendimi daha küçülmüş, daha uzaklaşmış hissediyorum. Bu kelimeyle birlikte büyüyen bir kültürün içinde değil de, sadece onun gölgesinde kalmış gibi.
Bir yanda herkesin normalleşen konuşmalarında bu kelimenin geçişi, diğer yanda ise onun anlamının ne kadar büyüyüp küçüldüğünü sorgulayan bir ben varım. Ben de bazen kullanıyorum. Ama içimde hep bir çekince var, o kelimeyi ağzımdan çıkarırken. “Amk”ı bir öfke, bir hayal kırıklığı ya da bir travma olarak duyuyorum. O kelime bana, insanların ne kadar kolayca birbirlerini kırabileceğini hatırlatıyor. İçimden bir ses, “Ama bu kadar ağır bir kelimeyi niye kullanayım ki?” diye soruyor.
Bir Kelimenin Duygusal Yükü
Günün birinde, sokağa çıkıp yürümeye karar veriyorum. Karşıma birkaç genç geliyor. Birisi yüksek sesle bağırıyor: “Amk ya, birader!” O an, bu kelimenin tüm anlamlarını yüklediğini düşündüm. O an, hiç beklemediğim bir anda, içimdeki hayal kırıklığı ve öfke birleşiyor. “Bunu gerçekten söyleyebilir misin?” diye düşünüyorum.
Hayır, bu kelime sadece bir küfür değil. Bazen, insanların içindeki acıyı, öfkeyi ve hayal kırıklığını dile getirdiği bir ifade olabilir. Ama bazen de sadece kelimenin çıkış şekli, insanın içinde bir yara açabiliyor. Çevremde duyduğum her “amk” kelimesi, o kadar kolay bir şekilde ağzımdan çıkabiliyor ki, ama her seferinde bir duraklama, bir iki saniye, bir düşünme aralığı koyuyor.
Çünkü bu kelimenin, dilde bir anlamı olsa da, benim için başka bir anlamı var. Ve her defasında, o anlam beni daha derinden etkiliyor. Anlamıyla birlikte, o kelimenin kendisi de içimde yankı yapıyor. Benim için sadece bir küfür olmaktan çıkıyor; bir ilişki biçimi, bir dünya görüşü gibi. Anlayabiliyorum, ama yine de anlamıyorum.
Hayal Kırıklığından Umuda
Bir taraftan bu kadar fazla duyduğum bir kelimeye alışamıyor olmam, bir diğer taraftan da bu kelimenin ne kadar güçlü bir şekilde çevremde büyüdüğüne şahit olmam, bana biraz korkutucu geliyor. Belki de etrafımda sürekli bu kelimeyi duymanın, kendime olan inancımı zedelediğini hissediyorum. Ama sonunda, bu kelimenin bana vermek istediği mesajı anlamaya başladım.
Bir kelime, sadece ağızdan çıkan bir ses olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Amk, bazen sadece öfkenin, kırgınlığın ve tükenmişliğin ifadesi olabiliyor. Ama ben şunu fark ettim: Kelimeler, duygularımızın kaybolduğunda bulduğumuz en güçlü araçlar. Her bir küfür, biraz daha fazlası oluyor, ama bir o kadar da eksik.
Bazen kelimeler, insanlar arasında duvarlar örer. Ama bazen, onlarla yüzleşmek, bu duvarları yıkmanın en iyi yolu olabilir. Belki de bu kelime, içimdeki en büyük hayal kırıklığını yansıtan bir izdir. Ama sonunda anlıyorum ki, bu kelimenin taşıdığı anlam da, içinde taşıdığı duygular da sadece geçici. Sadece bir anlık bir patlama, ama ardında kalıcı bir iz bırakmıyor.
Sonunda, bu kelimenin amacını daha iyi anlıyorum. O, sadece bir kelime, ama arkasında bir dünya duruyor. Ve belki de, bu kelimenin ve bu duyguların beni bulduğu, hem kırılganlık hem de direncin bir yansımasıdır.
Sonuç
“Amk” bir küfür mü, değil mi? Herkesin içinde başka bir anlam taşıyan bu kelime, bana sadece bir şey hatırlatıyor: Kelimeler, insanları birbirinden uzaklaştırabilir, ama aynı zamanda duygularını dile getirebilir. Benim için bu kelime bir sorunun, bir duygunun simgesidir; ama belki de hepimizin içinde başka bir anlamı vardır. Belki de bir kelimenin ne olduğuna karar veren, onu kullanan kişinin içindeki dünyadır.