Abid Ne Demek Tasavvufta? Bir Yolculuğun İçsel Hikâyesi
Bugünlerde bir kelime takıldı aklıma: Abid. Tasavvufta abid ne demek diye araştırırken, aslında kendi iç yolculuğuma da çıkmış oldum. Gerçekten bir kelimenin bu kadar derin bir anlam taşıyabileceğini hiç düşünmemiştim. Ama işte, hayat bazen sana bir kelimeyle gelir, ve o kelime, seni hem büyüler hem de biraz hüzünlendirir. Kayseri’de bir akşam, sıcak çayın karşısında, bu kelimenin anlamını düşünürken, aniden bir hatıra canlandı kafamda. Beni buraya getiren, aslında o anki içsel halimdi. O yüzden, bu yazıyı yazarken, hem geçmişin hüzünlü izleri hem de bir umut ışığı taşıyan bir yolculuğun izlerini süreceğiz birlikte.
Bir Akşam, Bir Çay, Bir Kelime
O gün, Kayseri’nin o güzel sokaklarından birinde yürüyordum. Havanın soğukluğu, yüzümü hafifçe kızartıyor, ama içimde bir şeyler çok daha sıcak hissediyordu. Akşam ezanı okunmuştu, caminin minaresinden yankı bulan ses, bana huzur vermişti. Yavaş adımlarla eve dönerken, annemin mutfakta kaynayan çayı bana doğru geliyordu. O an, eski bir dergide bir yazı okumuş gibi, bir kelime takıldı aklıma: Abid. Dönüp tekrar araştırma yapmaya karar verdim. Tasavvufun derinliklerinden çıkan bu kelime, bana bir yolculuğun kapılarını aralayacak gibiydi.
İçimdeki duyguları karıştıran şey, “abid” kelimesinin, bir yanda bağlılık ve diğer yanda büyük bir içsel mücadele anlamına gelmesiydi. Tasavvufla ilgilenmeye başladığımda, bir sürü yeni kavramla tanıştım ama bu kelime, her şeyden farklı bir şekilde içime işledi. Hani bazen bir sözcük, seni günden güne daha çok etkiler ya, işte o an bana böyle bir şey olmuştu. “Abid” diyordum, bu nasıl bir insan olmalı? Gerçekten ne ifade ediyordu?
Bir Gece ve Bir Dua
Bir gece, yine Kayseri’nin karanlık ve sessiz bir sokağında yürüyordum. Zihnimde “abid” kelimesi, sürekli dönüp duruyordu. Yavaşça bir caminin önünden geçtim. İçeriden ezan sesleri yükseliyordu. O esnada, içimde bir dürtü oluştu. Kapıyı hafifçe araladım ve camiye adım attım. İçerisi serindi, ama bir şekilde o soğuk havada bile içimi bir sıcaklık sardı. Bir köşede, yaşlıca bir adam secdede, dua ediyordu. O an, içimden bir şey geçti; “Abid işte bu olmalı” dedim. O adam, hem dış dünyaya hem de içsel bir yola adanmıştı. Dua ederken, hiçbir şey düşünmeden, tamamen kaybolmuş gibiydi.
İçimdeki o sıcaklık, duanın bana yansımasıydı. O an, abid ne demek sorusunun cevabını bulmuş gibiydim. “Abid” bir insanın, sadece dünyasal işlerle değil, içindeki manevi yolculukla da sürekli olarak ilişki kurması demekti. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir adam gibi görünebilir, ama içsel dünyasında sürekli bir arayış içindeydi. İnsanın, her gün küçük adımlarla büyüdüğü, arayış içinde olduğu, her an bir şeyler öğrendiği bir yolculuktu bu. Her ne kadar içsel bir savaş gibi görünse de, aslında en derin huzura ulaşma yoluydu.
Hayal Kırıklıkları ve Umut
Ancak, “abid” olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu o gece biraz daha derinden hissettim. Hani bazen her şeyin yolunda gitmesini beklersin ama bir anda her şeyin tersine döndüğünü görürsün ya… O gece, aslında içimdeki hayal kırıklıklarını da fark ettim. Çeşitli hatalar, kaybolan yollar, ihmal edilen duygular… İçimdeki insanın bir köşesinde, tüm bu karmaşanın içinde bir huzur bulma arayışım vardı. Ama abid olma yolunda bu tür engellerin olması doğal, değil mi? Sonuçta, her adımda bir sınavdan geçiyorsun. Ve her sınav, seni bir adım daha olgunlaştırıyor.
İçimdeki mühendis yine devreye giriyor, “Gerçekten abid olmanın sırrı nedir?” diye düşünüyor. İşte bu noktada, içsel bir arayışa girmelisin diyorum kendi kendime. Belki de “abid” olmak, her zaman doğruyu yapmayı başarmak değil, hatalarla, acılarla, umutla, dua ile yola devam edebilmek demektir. Huzuru bulmak için önce karanlıkla yüzleşmen gerekiyor. Abid, hayatın zorluklarına rağmen kalpten bağlanmayı başaran kişidir. Hem arayışta hem de kabullenişte bir dengeyi kurabilendir.
Abid: İçsel Bir Yolculuk
Geceyi bitirip evime dönerken, kafamda dönüp duran o kelimeyi bir kez daha düşündüm. Abid. Aslında bir kelimenin bu kadar derin bir anlam taşıması, bana duygusal bir yolculuğun kapılarını açmıştı. O gece, içimdeki her şeyi gözden geçirdim. Bir abid olmak, belki de tüm içsel kırıklıklarını kabul edip, her şeyin bir anlamı olduğuna inanarak devam etmekti. O kadar büyük bir huzur var ki, insanın içsel yolculuğunda. Abid, sadece dış dünyaya adanmış değil, içsel dünyasında da sürekli olarak kendini yenileyen, duygusal bir yolculuğun izini süren kişidir.
İçimdeki insan bu yolu daha çok hissediyor, içimdeki mühendis ise hala bazı sorular soruyor. Ama ikimiz de biliyoruz ki, hayat, her ne kadar karmaşık olursa olsun, sonunda insanın içindeki huzuru bulabilmesinin yolu, sürekli bir arayış içinde olmaktan geçiyor. Ve belki de en büyük güç, her şeyin sonunda, her adımda kendini bulmaktır.